Bu üç şehir, Türkiye'nin belki de en yoğun tarih ve mutfak birikimine sahip bölgesi. Aralarındaki mesafeler kısa olduğu için dört günde üçünü de rahatça gezmek mümkün.

1-2. Gün: Mardin

Mardin'in taş evleri arasında amaçsızca yürümek, şehri deneyimlemenin en iyi yolu. Kasımiye Medresesi, Deyrulzafaran Manastırı ve eski çarşı mutlaka görülmeli. İkinci günün akşamını şehrin manzaraya bakan teraslarından birinde geçirip Mezopotamya ovasının üzerine gün batımını izleyin — bu, çoğu ziyaretçinin Mardin'den en net hatırladığı an oluyor.

3. Gün: Şanlıurfa

Mardin'den Şanlıurfa'ya araçla yaklaşık 2 saat. Şanlıurfa'da gününüzü Balıklıgöl ve çevresindeki Halil-ür Rahman Camii'ne, ardından Göbeklitepe'ye ayırın. Göbeklitepe, dünyanın bilinen en eski tapınak kalıntılarından biri olarak UNESCO listesinde ve şehir merkezine sadece 15 km uzaklıkta. Akşam mutlaka çiğköfte ve ardından "Urfa usulü" kahve deneyin.

4. Gün: Gaziantep

Şanlıurfa'dan Gaziantep'e yaklaşık 1,5 saat. Zeugma Mozaik Müzesi'ni gezip Gaziantep Kalesi çevresinde yürüyün, ama günün asıl konusu yemek olsun: baklava için köklü bir fırın seçin, öğle yemeğinde katmer ve akşam da lahmacun ya da künefe için zaman ayırın. Gaziantep, 2015'te UNESCO'nun "Yaratıcı Şehirler Ağı"na gastronomi alanında seçildi — bu unvanı hak ettiğini bir öğünde anlıyorsunuz.

Pratik notlar

  • Nasıl gidilir: Üç şehrin de havalimanı var; rotaya Mardin'den başlayıp Gaziantep'ten dönmek ya da tam tersi mantıklı.
  • Ulaşım: Şehirler arası araç kiralamak, otobüs saatlerine bağımlı kalmaktan daha esnek bir deneyim sağlıyor.
  • En iyi zaman: Mart-Mayıs ve Eylül-Kasım; yaz ayları bölgede 40°C'yi bulan sıcaklıklarla oldukça zorlayıcı olabiliyor.